Bu yazımı yazmamın nedenini öncelikle belirtmek isterim; firmamıza gelen çok sayıda Toplu Mail ile reklam yaptığını düşünen spamcı firmalara karşı açtığımız davaların başarıyla sonuçlanmış ve mail dağıtıcı olan şirket için cezai işlem başlatıldığı gibi bu ürün yada hizmeti satın alarak kullanan firmalar hakkındaki davalarda devam etmektedir.
90’lı yıllarda internetin çok iyi bir pazar ve daha önemlisi firmalar için çok büyük bir reklam aracı olduğu anlaşıldığında firmalar öncelikle web sitesi yaptırmaya başladılar. Tamam web sitesi var ama ziyaretçi yok
yani koskoca internet aleminde bir web siteniz olmuş ne olacak ziyaretçi veya müşteri gelmedikten sonra ?
İşte bu dönemde internetteki varlığınızı ispat etmek web sitenizin doğal olarak şirketinizin reklamını yapmak için ilk akla gelen yöntem olarak milyonlarca e-posta kullanıcısına Toplu mailler yollamaktı.
1990 yılların başında Amerika’da başlayan ve 90’lı yılların ortasına gelindiğinde, git gide artan Toplu e-posta yöntemiyle reklam yani spam mesaj göndermeye karşı açılan davaların artmasıyla bu reklam yöntemi ne kadar faydalı olur diye tartışılmaya başlandı. Amerika’da önce toplu email programları satan firmalar ardından bu toplu mail programlarını ve toplu mail listelerini kullanan şirketler cezaya çarptırıldı.
Hatta olay öyle bir boyuta geldi ki Ücretsiz mail hizmeti veren şirketlerin para karşılığı kendi kullanıcılarına reklam mailleri yollamaları karşısında da dava açıldı. Önceleri bu hizmeti ücretsiz sundukları ve verdikleri hizmetin ücretsiz olmasından dolayı bu şirketlere karşı bir yaptırım uygulanmadı. Eee işine gelmezse kullanma mantığı.
Google başvuru ve ardından gelen davet üzerine geçen hafta (22 Ekim 2008) Ritz Carlton Otelde Google Türkiye tarafından düzenlenen internet reklamcılığı, internet üzerinden pazarlama, ve Google adwords reklamları konuları üzerinde gelişen bir etkinliğe katıldım. Pek fazla duyurulmamasına karşın inanılmaz bir kalabalık vardı
salonda yerler tükenmiş aralardaki minderler bile bitmiş
ziyaretçiler ayakta izliyordu semineri. Hatta Selçuk Hoca bile zorla katıldığı etkinlikte ayakta kalmış. Şansıma en önden yerim hazırdı
. Seminer başlamadan önce kısa bir tur attım ziyaretçiler arasında. İş dünyasından birkaç firma yada IT müdürü, bol bol reklam yada web tasarım ajansı, blog yazarları, adwords reklamlarını kullanan kobiler hatta ve hatta 12 - 13 yaşlarında iki tane küçük internet meraklısı arkadaş da vardı. Şimdi işin içine ziyaretçiler nerden karıştı direk konuya gelelim derseniz
aslında asıl konu burada. Benim tahminimce sadece sandalyelerde oturanlar 1000 - 1500 kişiydi, minderlerde yerlerde ve ayakta duranlarla kişi sayısı sanırım 3.000 civarındaydı. İl dışından uçakla gelen firma yetkilileri bile vardı. Benim konuya ziyaretçilerden başlamamın nedeni; internete olan ilginin ve bununla birlikte artık internetin hem ucuz reklam yapılabilecek bir medya hem de çok büyük bir pazar alanı olduğunu düşünenlerin sayısındaki artış. Daha önce böyle bir toplantı düzenlense genelde forumlardan arkadaşlar gelirlerdi ama bu etkinliğin ziyaretçi yapısı çok farklıydı.
Bu farklılık özellikle sunumlar arasında verilen molalarda Google yetkilileriyle birebir görüşen ve çeşitli sorularına cevap arayan firma görevlilerince iyice belli ediliyordu. Gerçi gelen soruların birçoğu SEO dediğimiz arama motoru optimizasyonu nasıl yaparız :) googlede ilk sıraya nasıl çıkarız gibi Google yetkililerinin yanıtlayamayacağı hatta seminerle iğlisi bulunmayan sorular olsa da yinede firmalar için önemli bir adım. Daha önce en büyük medya gazetelerken televizyon medyadaki birinci sırayı kaptı. Firmalar pahalıda olsa televizyon reklamcılığına yöneldiler. Şimdi ise internet reklamları Televizyon reklamlarının yerini almış gibi. Almış gibi dedim çünkü yurtdışında sadece google reklamları değil internet reklamcılığı çok gelişmesine ve başlı başına bir sektör olmasına karşın ne yazık ki ülkemizde biraz daha yavaş ilerleyen bir sektör gibi durmakta. Ama bu konferans ve katılımcı oranı dikkate alındığında birkaç yıl sonrası için internet reklamcılığı konusunda ülkemiz içinde çok ümitli olacağımızdan eminim.
Sohbetler arasında ve tanışma kısımlarında dikkatimi çeken; alışveriş sitelerin yada internet üzerinden ürünlerini pazarlayan firma yetkilileri duydukları her şeyi kapmak için büyük çaba harcıyorlardı. Her şeyi tek tek not alıyorlardı. Küçük bir sohbet sonrasında internet alışveriş sektörünün en büyüklerinden birinin genel müdürleri kendi şirketlerinin içinde 3 kişinin sadece google adwords reklamlarıyla uğraştığını bunun haricinde iki kinininde seo dediğimiz arama motorlarına kayıt ve googlede ilk sıraya çıkarma gibi işleri yürüttüklerini anlattı. Alışveriş sitesine ürünleri resimleri ve özellikleriyle girmenin en fazla 20 dakika sürüyor ama o ürüne özel bir adwords reklamının oluşturulması da en az 20 dakikamızı alıyor diyerek internet reklamlarına verdikleri önemi açıkladı. Gazetelerde reklamlarını sık sık gördüğüm bu alışveriş şirketinin internet için harcadıkları reklam bütçesini sorduğumda ilk başta cevap vermese de küçük bir tahmin yapmak için bir orantı söyledi. Açıklama aynen şöyle bir günlük gazete reklam ücretiyle biz internet üzerinden (Sadece google değil internet siteleri ve bloglar) 1 haftalık reklam yayınlayabiliyoruz. Üstelik gösterim oranına baktığımızda internet reklamları gazete reklamlarına oranla 7 katına kadar daha fazla kişiye ulaşıyor dedi. Ufak bir hesaplamayla bu şirketin internet reklam bütçelerinin aylık olarak 150.000 ile 200.000 YTL arasında olup olmadığını sorduğumda üç beş yukarı yanıtını aldım. Bu oranda reklam verdiğinize göre bu reklamların çok büyük geri dönüşü var desenize dediğimde arkadaşın yüzünde güller açtı resmen ![]()
Aslında bu toplantıda bahsedilecek çok şey var ama daha ben giriş dediğim bu yazıyı bile tam bir hafta sonra yazabildim. İlerleyen günlerde bu toplantıda duyduklarımı, konuşmalarımızı ve toplantı içeriğini derin derin yazmaya çalışacağım. Yazdığım zaman bu sayfa altına linkleri eklerim ama şimdilik bu etkinlikten hoşuma giden ilk sahneyi anlatarak bitiriyorum.
Sık sık Türk internetinin gerektiği ilğiyi görmediğini dile getiriyor bu yüzden internet reklam gelirlerinin ülkemizde çok düşük olduğunu yazmıştım. Genç bir nüfusa sahip olduğumuz için hayal gücü yüksek, internette para kazanmanın temeli de zaten hayal gücüne dayanıyor. Ne kadar iyi yeni bir projeniz varsa internetten o kadar para kazanabilirsiniz. Amerika da milliondollarhomepage.com adlı bir site kurulmuş ve inanılmaz derecede reklam geliri elde etmişti. Eminim bu fikir ülkemizde olsa bu ilginin yüzde birini bile göremezdi.
Gelelim konunun pardus ile alakasına. Ubuntu tecrübelerimden sonra hiç denemediğim Türkçe Linux sürümü olan pardusu deneme amaçlı olarak kullanmak istedin. Pardus geliştiricisi olan Uludağ web sitesine sitesine gittim. Siteye gelmişken indirmeden önce ne var ne yok diye gezineyim dedim. Sayfaları tek tek okurken Basın odası başlığına geldim. Olay bundan sonra başladı zaten.
Google kısa bir süre önce orion algoritmasını duyurmuş ve spam sitelere karşı daha etkin bir çözüm geliştirdiklerini söylemişlerdi. Bundan 5-6 ay önce bu yeni algoritma test için kullanılmaya başlandı ve başlanmasıyla birlikte internet alemi bir anda alt üst oldu. Sitelerin googleden arama sonuçlarına göre gelen ziyaretçi sayılarında önemli oranda düştü bazı sitelerde ise büyük artışlar oldu. Google Orion algoritması daha sonrada Kanadalı bir örgenciden satın aldıkları yeni sistemle gelişmeye devam edeceğiz ve son kullanıcıya çok daha güvenilir ve etkin sonuçlar vereceğiz , bunu adım adım gerçekleştirmeye uğraşıyoruz demişlerdi. Bu adımlardan bir yenisini de kısa bir süre önce açıkladılar. Bu yeni sistemle google de üst sıralara çıkmak için yani seo için yeni kriter bulunduğunuz bölgeye ait siteler sıralamada daha önce gelecekmiş Bunu açıklamak gerekirse öncelikle internete bağlanırken bilgisayarınızın ip adresini tanımlamanız gerekmekte..
78.188.18.21 şeklinde olan iplerde ilk sırada gelen numaralar ülke, sonraki bölge, diğerleri ise şehir ve sizin ip adresiniz olarak adlandırılır. Esas olan son iki sıradakilerdir. İşte google bu yönde gerçekleştirdiği çalışma ile arama sonuçlarının bölgelere göre farklı gösterdiklerini iddia ediyorlar.

Daha önceki birçok yazımda da değindiğim gibi dmoz arama motorları (SEO) açısından gerçekten çok önemli. Bir süredir forumlarda dmozla ilgili birçok şikayete denk gelmeye başladım. Forumlara ve Dmoz Türkiye Bloguna yansıyan sorular daha önceden Sitemi dmoza ekleyemiyorum yada başvuralı aylar oldu ama sonuç yok gibi şikayetler gelirken son zamanlarda bu şikayetler dmoza kayıtlı sitem dmoz dizinlerinden silindiğe dönüştü. Daha önce değindiğim gibi dmozda çok güzel bir temizlik var ve bu temizlik gerçekten şart, bazı kategorileri gezdim öyle siteler kayıt olmuş ki sitenin bir indexi bile yok direk başka sayfaya yönleniyor. Bu tabiî ki çok göze çarpan durumken şikayette bulunan kişilerin sitelerini bir nebze inceleme fırsatım oldu. Sitelere baktığımda silinenlerin büyük bir kısmının forum olduğunu gördüm geri kalan kısım ise kopyalama içerik olan ve Dmoza kayıt oluş açıklamasıyla alaksı hiç olmayan siteler. Sitenlerden biri yangın ve güvenlik kategorisine girdiği halde sayfalarında ne yangın nede güvenliği anımsatacak tek bir kelimenin bile olmadığını gördüm. Dmoz nedir başlıklı yazımı yazdığım 21 Mayıs 2008 gününden beridir dmoz Türkçe kategorisini takibe aldım. Rakamsal olarak bakıldığında ciddi bir temizlik olduğunu sizde görebilirsiniz işte rakamlar

