Türkiye’de bürokrasiye dayanan bir iş için güzel bişeyler yazmayı ne kadar çok isterdim. Türkiye avrupanın en zengin, kişi başı milli geliri en yüksek ülkesi gibi internet bağlantısı için önce mecburi telefon hattı aldırlıyor bunun maliyeti 12 lira, daha sonra sanki evine kadar kablo çekiyormuşlar gibi internet bağlantı açma ücreti alınıyor sanırım 30 Lira civarıydı
bu hapishanelerde alınan ayak bastı parası gibi bişey sanırım, daha sonrada avrupanın en zengin ülkesiymişiz gibi konunumda tekel olan olan Türk Telekom en düşük internet bağlantısı için 1 Mbps gibi son derece düşük bir bağlantı hızı için bide üzerine 4 GB kotaya 26 Lira hizmet bedeli alıyorlar…
Sonuç olarak internete 1 Mbps hızla en düşük kotadan bağlanmamım bedeli 38 Liraya denk geliyor. Birde ben 1 Mbps sınırsız kullanıyorum 55 TL civarı ödüyorum her ay Aynı hizmet karşılıgı avrupada ödenen para diye karşılaştıracam ama
komik olacak çünkü avrupada 1 Mbps hızı artık cep telefonu üzerinden internet erişim şirketleri bile vermiyor… En düşük internet erişimi için ki bu Türkiyenin 6 katı yani 6 Mbps ve fiyatı 9,60 €
yani 20 TL civarı, eğer daha yüksek hız hizmet alırsanız mesala 16 Mbps hız için 29,95 €
ödüyorsunuz, birde üzerine tahattüt verir ve sözleşme imzalarsanız bu fiyat iyice düşüyor…
Peki Türkiye o kadar zengin bir ülkemi neden çok daha kalitesiz bir hizmet için daha fazla fiyat ödüyoruz ?
Hatta şunu belirtmem gerekiyor ki sık sık ADSL hizmetimde kesintiliyor 31 günlük (Aylık) ücret ödememe karşın rahat 2-3 günlük hizmet alamıyorum ve internetin yavaşlığından hiç bahsetmiyorum bakın telekom müdürlüğünü aradığımda teknik sorun var gidermeye çalışıyoruz diye internetimin yarım gün veya birkaç gün internetin gittiği günleri soruyorum..
Türk Telekom ödenmeyen bir fatura için hemen faiz yazıp ceza işlerken neden kendileri hizmet veremedikleri günleri faturadan kesmiyorlar ?
Şimdi ise Bthaber sitesinde okuduğum bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Türk Telekom Operasyon Başkanı Celalettin Dinçer, Türk Telekom Uluslararası ve Toptan Satış Başkanı Mehmet Toros ve Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan yapılan açıklamada 8 Mb/s’ye kadar 4GB kotalı 29 TL, 6GB kotalı 39 TL ve sınırsız 49 TL olarak yapılıyormuş. Yani artık 1 Mbps / 2 Mbps / 4 Mbps hızlarındaki internet paketlerimiz yok diyorlar
siz değerli ADSL kullanıcılarıan bir güzellik yaptık ve bu hızların hepsini 8 Mbps çıkardık diyorlar. Açıkcası bu hizmeti bir yıl önce bile yapabileceklerken şimdi yapmaları beni hiç tatmin etmedi.
Son yıllarda googlede en fazla aranan kelimelerden biride web 2.0 terimi. İnternetin geleceği olarak gösterilen bu sistem ne yazık ki tam anlaşılabilmiş değil. Web 2.0 sadece pastel renklerde tasarım yapmak sananlar bile mevcut. Aslında çok geniş bir çerçevesi olan birşeyi bu kadar daraltmayı nasıl başarıyolarlar bilmiyorum. Peki web 2.0 nedir ?
İnternetin keşviyle birlikte ilk hazırlanan web siteleri genellikle html yapısında be duragan pasif içerikleri mevcuttu. Zamanla bu insanları tatmin etmemeye ve html sayfalara formlar eklemeye başladılar. Bir zaman sonra sadece firmalar web sitesi sahibi olmaktan çıkıp içerik bakımından zengin olan portal dediğimiz oluşumlar ortaya çıktı. İçerik sağlayıcı dediğimiz bu sitelere en büyük örnek Yahoo. Yıllarca insanların haber ihtiyaçlarını karşılayan bu portallar ajanslardan aldıkları haberleri derleyip internette yayınlayarak internet gazetesi haline geldiler. Hatta AOL kısa isimli American Online Amerikanın en büyük medya şirketlerinden biri haline geldi.
Olympos’da denk geldiğim ve “YouTube tests video fingerprints” başlıklı yazının çevirisi olan ” YouTube video parmakizi teknolojisini test ediyor” başlıklı yazı son derece ilğimi çekti. Paylaşım sitelerinde Telif hakları en büyük sorundur. Şu anda dünyanın en büyük paylaşım portalları Youtube ve Rapidshare ise en fazla davaya maruz kalan siteler. Videolarda Parmak izi nasıl kullanılacakmış derseniz, Google mühendislerinin geliştirdiği Video Parmak izi teknolojisi olarak adlandırılan bu program videolar yüklenirken içlerindeki codeckler ile videoların kime ait oldugunun belirlenmesini ve bu sayede video sahibi kurum yada şahısa videonun silinmesinimi yoksa yayınlanan videodan gelecek geliri paylaşıp isteyip istemeyeceği sorulacakmış.
Youtube’nin böyle bir uygulamaya gitmekteki temel nedeni ise başta Time Warner, Walt Disney ve MTV gibi kurumların sürekli davalarıyla uğraşmaları olarak gösteriliyor.. Açıkcası sistemin nasıl çalışacağı konusunda en ufak fikrim yok ve pekde aklıma yatmadı ama bu teknoloji ve gelişim hızı hiç durmuyor. Bu durumda olmaz diye bişey yok.
İnternette gezinirken denk geldiğim güzel bloglardan biri olan www.mafiamax.com ‘da güzel konuya parmak basılmış.
Mynet’in fırsatçılığı başlıklı yazıda Youtube sansürü sonrasında Mynetin centirmence hazırladığı bannere yer verilmiş. Myneti en son Wordpress MU lisans haklarını ihlal ettiğini “Mynet Blog hizmeti” başlıklı yazıyı okuduktan sonra her dala konan ve her daldada yetersiz bir servis olarak gördüğüm MyNeti ziyareti bırakmıştım. Bu yazıyı okuyunca ziyaretlerimi kesmekteki haklılığım kesinleşti.
Böyle bir banner ne mantıkla hazırlanmış hiç anlamış değilim. Kesinlikle sempatik değil tam tersine itici. Mafiamax sitesinde ki yorumlarıda okursanız kimseye çekici gelmediğini anlarsınız. Bizler Youtube, Wordpress gibi internet sansürleri yanlış diye barım barım bağırıyoruz, hatta “sansürler olmasın” diye mynette küçük bir arama yaptım kendi haber portallarında da bile değinmişler ama banner tam tersini söylüyor. Üstelik Youtubenin Türkiye’yi yarı yolda bıraktığı yok… Yarı yolda bırakan ülkemiz sansür sistemi.
Bugüne kadar hep sakıncı videolar var diyerek kapatılan dünyanın en büyük video paylaşım sitesine yüklenen bir video Muhlis Akarsu’ nun “Allah Allah Desem Gelsem” adlı parçasını anımsatınca gerçek ortaya çıktı.
Olaya konu olan video klip Portekiz asıllı Kanadalı şarkıcı Nelly Furtado’nun 2006’da piyasaya sürdüğü “ Loose ” albümündeki “ Wait For You ” adlı parçası.İşte Nelly Furtado’nın Wait For You adlı şarkısının youtubedeki ilk yayınlanmış orjinal hali. Devamını Okumak İçin Tıklayınız »

